Makaleler
ABD'de 2. Şişkinlik Dönemi
Uğur GÜRSES
Radikal Gazetesi Köşe Yazarı
Yavaşlayan ABD ekonomisi, 11 Eylül 2001 sonrasında da giderek durgunluk sularına girmişti. ABD Merkez Bankası FED, hızla faizleri indirdi. Kısa vadeli faizler, önce yüzde 3.75 seviyesinden yüzde 1.75'e, sonra da yüzde 1'e kadar çekildi. Son 50 yılın en düşük kısa vadeli faizleri yürürlükteyken, ekonomiyi canlandırmak için faizler enflasyonun altında tutulmuştu. Enflasyonda kıpırdanma başlayınca da, FED geçtiğimiz yıl haziran ayından itibaren faizleri yükseltmeye başladı. Ancak, kısa vadeli faizlerin yükselmesine, hatta bunun devam edeceğinin duyurulmasına karşın uzun vadeli faizler yükselmedi. Bunun nedeni, başta Çin olmak üzere hızla döviz rezervleri artan ülkelerdi. Döviz rezervleri hızla artan ülkeler, bu rezervleri uzun vadeli ABD tahvillerine yatırıyorlardı. Böyle olunca, uzun vadeli tahvillerde fiyat düşüşü (faiz artışı) olamadı. İpotekli kredilerde de durum aynı; son bir yılda FED kısa vadeli faizleri yüzde 1'den yüzde 3.25'e çıkarırken, 30 yıllık ipotekli kredilerin faizi yüzde 6.25'ten yüzde 5.65 seviyesine düşmüş durumda.

Çin'deki revalüasyon, bir başlangıç oldu. Kur zararından kaçınan ülke merkez bankalarının, döviz rezervleri içinde dolar ağırlığını azaltmaları, ABD'de uzun vadeli faizlerin yükselmesi anlamına gelecek. Dünya mali piyasalarının gündeminde, sadece Çin'deki gelişmeler değil, buna koşut olarak ABD mali piyasalarındaki gelişmeler de var.

ABD Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan, 1996 yılının aralık ayında bir toplantıda yaptığı konuşmada, borsada hisse senetlerinin aşırı yükselmesini kastederek, 'mantıksız şişkinlikten' (irrational exuberance) bahsetmiş, mali piyasalara şok vermişti. Greenspan konuşmasında bunu bir soru olarak ortaya atmış, 'Mantıksız bir şişkinliğin, varlık değerlerini ne zaman yapay olarak aşırı derecede yükselttiğini nasıl anlıyoruz?' diye sormuştu. Ertesi gün, sadece Amerikan borsaları değil, tüm dünya borsaları düşüşe geçmişti. Ancak bu çok sürmemiş, 'yeni ekonomi' olarak adlandırılan ve başta elektronik ticaret şirketlerinin hisseleri hızlı yükselişine devam etmişlerdi. Ta ki, bu 'balon' patlayana kadar...

Greenspan, bu kadar 'keskin' olmasa da, geçtiğimiz gün Kongre'deki konuşmasında, ABD'deki konut fiyatları ve ipotekli krediler konusundaki uyarı tonunu yükseltti. Çünkü, ABD'de gayrimenkul piyasası da, 1996'daki borsa şişkinliği gibi 'şişmeye' başladı. Konut satışları rekorlar kırarken, konut fiyatları da artış rekorları kırıyor. Konut satışları, yıllık 7.33 milyon adede çıkarak rekora ulaştı. İpotek kredilerinin faizleri son 40 yılın en düşük seviyesinde. Haziran ayında orta değer konut satış fiyatı yüzde 14 artarak 219 bin dolara çıktı ve 1980'den bu yana en yüksek artış rekoruna sahip oldu. 1995 sonundan bu yana bakıldığında, birikimli TÜFE yüzde 26.71 artarken, ortalama konut fiyatı artışı yüzde 70'e ulaşmış durumda. Ortalama konut fiyatları son 10 yılda reel olarak yüzde 40 seviyesinde artmış.

ABD'de bazı bölgelerde reel olarak yüzde 60'a ulaşan artışlar var. Diğer taraftan, konut fiyatları hızla artarken, bu 'balonun' patlamasına ilişkin ilk işaretlerin de geldiği savunuluyor. CEPR'den Dean Baker, konut fiyatlarındaki artışın sürmesine karşın, kira fiyatlarındaki artışın 2002 yılından itibaren düşüşe geçmeye başladığını not ederek, konut fiyatlarındaki artışın, nüfus ve gelir artışı gibi nedenlerden kaynaklanmadığına yani 'balon' olduğuna işaret ediyor. Bu 'balon'un herhangi bir anda sönmeye başlaması (örneğin, uzun vadeli faizlerin hızla yükselmesi) halinde, inşaat sektöründen başlayarak, ipotekli krediyle konut alanlara kadar geniş etkisinin olacağı tahmin ediliyor. Baker'a göre, 'balonun' sönmesi, ABD'de çok şiddetli bir ekonomik durgunluğa yol açabilir, ipotekli kredi finansman şirketleri mali krize girebilirler. Baker, faiz oranları yükselmese bile, fiziksel talebin de ötesinde artan spekülatif konut alımlarının devam etmesi halinde, kiralık konut envanterinin aşırı miktarda artacağını, bunun da kira fiyatlarında düşüşü hızlandıracağını savunuyor. Kira rayicinin düşmesi, ev sahibi olmak isteyenlerin kiracılığı tercih etmesi, ev sahiplerinin de düşen kiralar karşısında konutları satmayı tercih etmelerini getirecek. Bu gelişme de 'balon'u indirebilecek bir süreç niteliğinde.

İlginç bir döneme girerken, uluslararası mali piyasalar, bir taraftan Çin'e bakarken, diğer taraftan da ABD'deki gelişmeleri izliyor olacaklar.

Kaynak: Radikal Gazetesi


27/07/2005

Makale anasayfasına geri dön  Sayfayı Yazdır

Bu konuyla ilgili yapılmış yorum bulunmamaktadır.
 
Üye Ol